Aşk Bir Eylemdir

Posted on Posted in Felsefe

İyiyi de kötüyü de devletten bilen ve bekleyen bir toplum olduğumuzdan sorunlarımızın çözümünü de haliyle devlet babadan bekliyoruz. Sorun tespitinde üstümüze yok; toplumun kendini ifade etmesi de “ne yapabiliriz” değil. Biz tespit edelim, “onlar” duysun – ki bu genelde devlet baba – sonra da “onlar” yapsın! Sosyal medyada durum tespiti kolay onu saymıyorum bile ama sorunlarımızı miting yapmakla çözeceğimizi düşünüyoruz. “Birşeye” hayır mitingi mesela. Birileri duysun bilsin işte biz “birşeye” karşı duruyoruz.

Halbuki birşeylerin değişmesi, çözümü, ileriye gitmesi ancak birşeyleri değiştirmekle, çözmekle ve ileriye götürmekle oluyor. Eylem ile oluyor. Gönüllülükle oluyor.

Duruştan çok hareketle oluyor.

Araştırma sonuçlarına göre 18-35 yaş arası kentsel bölgelerde yaşayan gençler arasında son bir yıl içerisinde herhangi bir gönüllü faaliyete katılanların oranı sadece yüzde 5. Dünya Değerler Araştırması`nın üçüncü aşamasının verileri ülkemizin gönüllü faaliyetlere katılım açısından yüzde 1,5`lük bir oranla 55 ülke arasında sonuncu olduğu. Aynı araştırmaya göre kentsel bölgelerde yaşayan Türk gençlerinin de gönüllü faaliyetlere katılımı yüzde 7 oranında. Bu oran “bireysel” ve “faydacı” ABD’de sırasıyla yüzde 23,4 ve yüzde 18,7.

Halbuki kültürümüzün temelinde imece usulü çalışma yatıyor. Kendimize (veya en azından kabilemize) faydalı olmak için gönlümüzün olduğunu biliyoruz. Daha bireyci toplumlara nazaran insaniyetimizle, cömertliğimiz ve başkalarını düşünmemizle öne çıktığımızı düşünüyoruz. Doğrudur. Gencimiz sokağında aç yatan bir komşusu için kendini paralar mesela.

Duruştan harekete geçmek için araç ve gereçleri iyileştirmek lazım sanki ülkemizde. Mesela gençlerimize sorulduğunda zaman ve para yetersizliğinden dem vurmaktalar. Güvenilir kurum bulmaktan da şikayetçiler [1]. Bir yerden başlamak lazım. Nerden?

Gönüllü olarak hizmet edebilmek için yapılan hizmetin faydasını görüp hissetmek en birincil nedenimiz. Köyümüzde komşumuzun damını imece usulü ile onarmanın, ona faydalı olmanın dayanılmaz güzelliği. İkincil neden ise bizim de ihtiyacımız olduğunda onun gelip yardım etmesi. Herşeyin karşılıklı olması. Birliktelik hali. Ayrışmanın tam tersi. Hani var ya.

Hemen bir örnek: Barış Mitinginin tam olarak ne yaptığını anlayamıyorum. Barış karşıtlarına biz de burdayız mesajı vermek herhalde. Kimse işte o barış karşıtları. Devlet babaya barış getir artık demek belki de. Tepkimizi göstermek. Durum tesbitini yapmak. Twitter’da karalar bağlamanın bir tık üstü. Halbuki Barış Mitingi yerine bir milyon insan bir Cumartesi çıksa mahallesini silip süpürse? Birlik olalım demek yerine birbirleriyle birşey yapsalar böyle. Birlik olmazlar mıydı? Ya da ne bileyim mahalleler temiz olurdu…

Hemen pratiğe dökelim: Teknolojinin özellikle iletişim ve organizasyon boyutunda hayatımızın ortasında olduğu bu devirde, kimsenin kimseyi tanımayıp ayrıştığı, her dakika da kendi kabile kimliklerine hapsettiği bu coğrafyada birşeyler yapmak için TEKNOLOJI kullanmak o kadar zor değil. Şehrinin, mahallenin sorunlarına sahip çıkmak insanları kendi buldukları çözümler etrafında organize etmek yani vakit ve emeklerini DOĞRU şekilde kullanabilmek o kadar zor değil. Cep telefonunuzla çekip paylaştığınız bir mahalle temizlik sorununa imece usulü ile insan toplamak mesela. #ŞehrineSahipÇık ibaresiyle ve lokasyon ile paylaştığınız bir tvitin altında toplanan 20 kişi ile organize olabilmek.

Üç saat mıntıka temizliği yapmış bir gencin bu emeğinin takibi, onaylanması ve sonrasında belediye tarafından 10 liralık toplu taşıma ikramiyesi ile ödüllendirilmesi teknolojik (ya da ekonomik) olarak hiç de zor değil. O güzelim aklını, kalbini, ve vaktini sorunların çözümüne vakfetmiş bir gencin ödüllendirilmesinden daha önemli bir kurumsal sorumluluk projesi mi olur holdinglerimiz için? Yüzde 10 iskonto veremezler mi süpermarkette? Bir taşla beş kuş. Gençlerin gönüllü emeklerini vakıf ve STK’lar üzerinden kredi kartlarında ikramiye puanına çevirip bir gönüllü pazarı yaratmak. Zor değil.

Ve bunun gibi bir sürü diğer eylem. Mesele yapmak. Yapıyoruz zaten. Yapacağız da bakın görün.

Bir Cevap Yazın