İdama Hayır: Prensipler Üzerine

Posted on Posted in Felsefe

Şimdi bu konuda yazmanın zamanı mı? Asıl şimdi bu konuda yazmanın zamanı. Prensip gereği…

Dini prensiplerin çoğu yüzyıllara meydana okumuş robüst belitlere dayanarak insanın hem aklıyla hem de kalbiyle uyum gösterip hem de uzun soluklu beşeri faaliyetlerinin evrilmesi (veya evrilmemesi) ile ortaya çıkarlar.

Keyfi, günü kurtarıcı, ve yerini dolduramayan dini önermeler ve uygulamalar ise güçlünün iktidar meyvesi olarak sırıtır. Coğrafyası geniş ve zamanın çoğuna yayılmış dini gelenekleri anlatmaya pek ihtiyaç olmaz. Aklınıza, mantığınıza ve kalbinize yatar onlar, yapılmaları veya muhafaza edilmeleri için muhafazakar olmaya ne gerek ne ihtiyaç vardır. Anglikan kilisesinin kurulması gibi koskocaman bir yenilikte mesela “nasıl yani” diye sorduğunuzda kralın şehveti diğer tüm nedenlerden daha akla yatkındır. Okuduğunuz bazı dini metinlerde de “nasıl yani” diye sorduğunuzda emin olun bir anlık ve iktidar nedenli beşer parmağı vardır; şüpheyle yaklaşıp araştırmak gerekir.

Aynı söylemimizi beşerin ruhani olmayan ama uzun soluklu geleneklerinde de görürüz. Bunlar beşerin “prensip” kavramına en yaklaştığı, robüst durumlardır. Herşey gibi evrime müsait olmalarına rağmen üzerlerinde oynadığımız oyunlarda ve değiştirmelerde süreli ve bolca “iyileştirme” görülmediğinde kendi kendilerini muhafaza ederler.

İnsanoğlu hareketlerinde düşünüşünde yenilikçidir çünkü aynıda kalmayı beceremez, hayatın anlamı olarak bile yenidedir aklı, mantığı, kalbi, ve eylemi. Deneylerle uğraşır her alanda, en muhafazakar beşeri boylamda bile oraya buraya çeker büzer bozar değiştirir. Robüst gelenekler uzun soluklu yeniliklerin denendiği bir platformun kalıcı ilmekleri, düğümleri olarak bizle kalmayı becerir. Onların kalmasındaki neden yenilik ile iyileşmemelerindendir, muhafaza edildiklerinden değil.

İdamın artık bir cezai araç olarak kullanılmaması uzun yıllar, ömürler beri süregelen akıl ve kalp deneyleriyle oluşmuş, çoklu coğrafyada ve uzun zamanda kabul gören bir prensip, bir gelenektir.

Yanlış kullanılmasının doğru kullanılmasından daha yaygın ve akıl almaz bir maliyete sebep olmasından tutun, cezai sistemin evrilerek intikam güdülerinden ayrılmasına kadar bir çok alanda deneyim ve akıl yürütülmesiyle bırakılmıştır idamın uygulanması. Ve böylece dini ve geleneklerinde yerini almış olmasından dolayı ciddi bir eşiği geçerek beşerde yaygın bir hale gelmiştir.

Bu ve bunun gibi başka prensip ve gelenekler nisbeten zamanlar ve çoğu zaman bağlam üstü kalmak zorundadır çünkü değiştirmek için kullanacağımız iyileştirme prensibi her türlü anlık akıl, mantık, hissiyatın üzerinde olmalıdır.

İşte bu uzun soluklu aklın, kalbin, mantığın süzgecinden geçmiş, “kendini kanıtlamış,” uygulandığında iyi ve güzel olan prensipleri savunmak erdemliliktir.

Daha iyisini ve güzelini minik deneylerle ve her daim yenilikçiliğimizle bulmak ve nihayetinde kanıtlamak ise fıtratımızdır.

Bu tip prensiplerde de %99 bile uygulanması, kurgulanması metod olarak sakınca doğurduğundan %100 yani eksiksiz yapılması şarttır. Mesela:

İDAMA HAYIR!

(evet, benim çocuğuma yapsalar, gider kendim öldürürüm – veya en azından öldürcem lan derim sonra %99.9999 yap(a)mam ama sonra da onun cezası neyse çeker(d)im, ama devlet eliyle beşerin eliyle insan öldürülmesine karşıyım).

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNE EVET!

(mesela bana küfür edilmesine kızarım, karşı birşeyler de söylerim, hatta en iyisi kaale almam, ama ifade edilmesi hakkına sonuna kadar destek. Kötü fikirler bazen zaman bile alsa en sonunda yokolur giderler (kölecilik, ırkçılık, kadınların seçme özgürlüğü olmaması vs. vs.) ama bu yokolma diğer iyi fikirlerin yanı iyileştirmenin eliyle olur, kötü fikirlerin sansürü ile değil. Ben şahsen hiçbirşeyin – iftira, küfür, vb’nin bile ifade özgürlüğü üzerinden sansürlenmemesi gibi azınlık bir görüşe sahibim, bu görüşe de insanın sürerliliği ve içinden tutarlılığı hipotezinden geliyorum).

KENDİNE DEMOKRATLIĞA/MÜSLÜMANLIĞA HAYIR!

(Özgürlük/güvenlik ikilemini hep kendine özgürlük ötekine güvenlik olarak yontanlar mesela Gezi olayları görmüş gaz yemiş solcu/demokratın hala daha Kürt sorununda milliyetçi davranıp polise methiye düzmesi – “ama o ayrı abi ya, onlar terörist, onlar dış güçlerin maşası, etnik ayrılıkçılar”).

Bir Cevap Yazın