Türkiye Fen Liseleri Finlandiya’ya Karşı: Eğitimde Gerçekten Kim Kimi Döver?

Posted on Posted in Eğitim

2012 yılında Finlandiya’da yaklaşık 60 bin öğrenci 15 yaşında ve temel eğitimin son senesindeydi. PISA Matematik alanında bu öğrencilerin %3,5’u en tepe seviyede (6) ve %11,7’si ise 5. seviyede ölçülmüştü. Ekonomide rekabetçiliği teknoloji ve yaratıcılığa, teknoloji ve yaratıcılığı da matematiğe indirgediğimizi düşünelim: Finlandiya’dan 2.100 tane Bill Gates / patron çıkacak. O kadar eğitimde dünya birincisi ol şudur budur 5,4 milyon nüfusun ile işte bir Nokia (yani Microsoft), iki Kone asansörleri üç de Rovio (Kızgın Kuşlar). Ne kadar ekmek o kadar köfte. Reis 3 çocuk derken bunu kastediyor olsa gerek.

image

(Finlandiya eğitim bakanı Krista Kiuru bana elektronik okuyucularını satmaya çalışırken. almadım)

Türkiye’nin malum averaj matematik puanları çok iç açıcı değil. Finlandiya’nın ortalama 519 puanı bizim ise 448 puanımız var. Şimdi 2012’de Türkiye’deki 1.266.638 öğrencinin genel durumunu seçkisiz yöntemle 4848 öğenci ile örneklemenin sakıncalarına değinmeyeceğim hatta toplam 35 öğrenciye PİSA testini yaptırarak 144 fen lisesindeki 12.890 tane 15 yaşındaki öğrenciyi nasıl temsil ediyoruz ona bile girmeyeceğim. Ama Türkiye’nin %1,2si 6. seviyede performans göstermiş. 15.200 tane Bill Gates / Patron eder. Fen Liselerimizin averaj puanı 668 yani 6. seviye. 12.890 adet eleman bayağı üst seviyede anlayacağınız. O da güzel. Bir önceki 15 bin rakamımızla örtüşüyor. Her sene YGS’ye 1,5 milyon gencimiz giriyor. Bunların en iyi yüzde 1’i de 15.000 kişi. Kuzey Avrupa eğitim delisi ülkelerin hepsini toplasanız bizimki kadar en üst düzey eğitimli gençleri yok. Bu bir gerçek. Büyük sayılar kanunu. (Abartıyorum tabi: Fen Okuryazarlığında sıfır (0) çekmişiz 6. seviyede. Fende hiç 6. seviyemiz yok. 5. seviyede ise %1,8. Bu durumun korkunçluğunu şöyle anlatayım: 4.848 öğrencimiz bu teste giriyor, bunların arasından 5 kişi çıksa %0,1 olacağız o bile yok. Ya nasıl olmaz şaka mı bu? Tevekkeli değil en çok mobil uygulama, eticaret startup ları var. Adam gibi alet edevat filan yok böyle yüksek teknoloji filan ;-). 

Dünya gitgide birincinin tüm parsayı topladığı dijital ekonomik düzene doğru yol alırken ben Türkiye eğitimi Finlandiya’yı döver diyorum. Tam öyle demiyorum yalan olur. Yani aslında çok da fark etmez diyorum ülkesel bazda ekonomik sıçrama yapmak için. Hatta bu PİSA testlerinde görülen en kötü sosyoekonomik vs. koşullarda yaşayan %6’lik bir öğrenci gurubunun en üst seviyede “öğrendiği.” Türkiye’de bu yüzde daha da fazla. Yani bu çocuklar adam olacak, ve bunu belki iyi yaparsın ama engelleyemediğin kesin. İyi birşey bu.

Çin konusuna hic girmiyorum ama dikkat ettiyseniz. Milyar insan, averaj PISA puanı

Shanghai’da 613. Bizden 3 seviye ilerde = 2 senelik daha iyi matematik. İşin daha da tuhaf tarafı zaten “milli” lik diye birşey yok ki bu işlerde. O yüzden bu yazdıklarım bayağı anlamsız. Türkiye’nin o süper beyinleri atlayıp San Francisco’ya filan gidiyor. Sonra oradaki şirket Türkiye’ye ofis filan açıyor, yazları tatile gelip turizme para bırakıyor. Bizden daha bir Rovio bile çıkmadığına göre daha potansiyelimizle Finlandiya’yı dövmeyi bırakmak lazım sanırım.  

Minik bir analiz yaptım. Türkiye kendi şartlarında “fırsat eşitliğinde” fena görünmüyor. Dert faydanın eşit dağıtımında gibi sanki. "Averaj" konuşmayı sevmem yukarda averaj filan değil bayağı istatistiki çarpık dağılım üzerinden büyük sayılar kanunu filan elitizmden bahsettik. Fakat “sosyoekonomi ile normalleştirilmiş averaj puanlarda” yani elimizdeki ekmekle ABD, İngiltere, İspanya, İtalya, İsveç, Norveç, Danimarka gibi ülkelerden daha iyi köfte yaptığımızı görüyoruz:

image

GINI sayılarını Dünya Bankasından, Skorları ise OECD PİSA 2012 Raporundan aldım, Kapitalist (fırsat eşitliği) mi Sosyalist (etki eşitliği) mi olsak acaba konusuna ışık tutmak kaygısıyla

Tüm bu sayıları puanları aldığım OECD PİSA raporunda Türkiye’den bir başarı hikayesi olarak bahsediliyor. Hem ortalamayı ciddi bir şekilde arttırdığı hem de eğitim eşitliğini yaydığı için. Raporlari ve içindeki tüm sayılar objektif bir Marslı gibi özümsemek lazım. 

Yoksa olay politik bağcı dövmeye geliyor. Gerek yok. Ne o kadar iyi ne o kadar kötü. Averaj (fen dandik ama). 

NOT1: Gary Lineker’in futbol ile ilgili söylediği şey gibi: “Futbol basıt bir spordur. 90 dakika boyunca 22 insan koşar durur ve sonunda Almanya kazanır.” Tüm bu raporlar, nüfus şudur budur Almanya’dan korkuyorum arkadaşım. 

NOT2: Şimdi yukardaki tablo ABD bayağı dandik durumda gibi gösteriyor. Evet, averajda sıkıntılı. Ama bir Silikon Vadisi bir Stanford bir Harvard filan varken istatistik çarpık dağılmış durumda sıkıntı filan yok. Orayla rekabet etmek bile zorun zoru, PİSA ne derse desin. 

NOT 3: Gayri ciddi yazıyorum tabi rahat olun. Mesleki donanım gereği eğitimin amacını dünya çapında bir ekonomik teşekkül çıkarmak olarak tanımladım. Teknolojilisinden. Haliyle aslında eğitimin tiridinin tiridi olur bu. Olay sadece “kalkınma” değil tabi. Aydinlanma, siir yazma vs bir sürü sey var. Ama şimdi sadede gelecek olursak kişi başına düşen gayri safi milli hasıla artacak olursa kimse averajda illahaki Latince öğreneceğim diye tutturmayacağından şimdilik bir sıkıntı yok bu tanımda.

Bir Cevap Yazın